Sonu Olmayan Yol Yürünmez | Pencere
Sonu Olmayan Yol Yürünmez
Hayat insana bahşedilmiş bir ikramdır. İnsan doğduğunda elinde hazır bulur; ne bedenini seçmiştir ne fıtratını, ne aldığı nefesleri kontrol edebilir ne de kalbinin atışlarını. Bu hakikat, hayatın sahibinin insan olmadığını aşikare gösterir. Peki ya ölüm? Hayatı veren kim ise, elbette hayatın sona erişini tayin eden de O’dur. Ölüm, insanın elinden alınmış bir hak değil; ona verilmiş hayatın hikmetli tamamlayıcısıdır. Hayat bir lütuf ise, o lütfun süresini belirleme hakkı da onu bahşedene aittir. Bu yüzden ölüm bir yok oluş değil, hayatın asıl maksadını bildiren ilahî bir çağrıdır.
Bugünün insanı ölümü düşünmekten kaçtıkça hayata daha çok tutunduğunu zanneder; oysa hakikatte anlamı kaybeder. Çünkü sonu olmayan bir yol düşünülemez; hedefi olmayan bir yolculuk insana yük olur. Ölüm yok sayıldığında hayat da anlamsızlaşır. Kaldı ki ölüm, varlığın sonu değil; ebedî hayata açılan kapıdır. Tıpkı vazifesini bitiren bir askerin terhis edilmesi gibi, insan da dünya hayatında imtihanını tamamladığında ebedi âleme yolcu edilir. Bu yolculuğu hazırlayan, yaratan ve yöneten aynı kudrettir. Hayatı veren O’dur, ölümü de O verir; çünkü ölüm, rahmetin başka bir yüzüdür.
İnsanın dünyadaki varlık sebebi yalnızca yaşamaktır diyemeyiz; asıl gaye, niçin yaşadığını bilmektir. Ölüm hakikatine gözünü kapatan kimse, bu bilgiden mahrum kalır ve hayatı tesadüflerin eline bırakılmış zannetmeye başlar. Bu bakış açısı, sevdiklerini kaybettiğinde derin bir boşluk doğurur; yaşlanmayı korku, hastalığı ise anlamsız bir acı haline getirir. Hâlbuki ölümün bir faili olduğunu bilmek; ahiretin varlığını idrak etmek ve gidenleri kayıp değil, ebedî bir yolculuğa uğurlanan misafirler olarak görmek demektir. Bu idrak, insanı sarsıntılardan korur. Çünkü ölüm, insanı yokluğa atan kör bir kuvvet değildir; rahmeti sonsuz olan Allah’ın kulunu asıl vatanına, yani ebedî hayata çağırmasıdır.
Hayatı lütufla veren Rabbimiz, ölümü ceza olarak değil, yeni ve ebedi bir hayata başlangıç olarak yaratmıştır. Ölüm, “hiçlik” değil, daimî huzura geçiştir. Bunun için insan ömür sermayesini tüketirken aslında ebedî hayat için alışveriş halindedir. Bu dünyada çektiği sıkıntılar, sabırla taşıdığı yükler, yaptığı iyilikler ve gösterdiği teslimiyet; ölüm kapısından içeri girdiğinde karşısına mükâfat olarak çıkacaktır.
Bu hakikati bilen kimse için ölüm tehdit olmaktan çıkar, müjdeye dönüşür. İnsanın hayatı anlam kazanır; bilir ki yaptığı hiçbir şey boşa değildir. Sevinci de hüznü de kayıt altına alınır. O zaman insan, “Bu dünyadan gidişim yokluk değil; asıl vatanıma kavuşmaktır” diyerek huzur bulur.
Hayat, emanettir; ölüm de emaneti sahibine teslim etmektir. Ve bu teslimiyetin ardında sonsuz bir rahmet, bitmeyen bir diriliş vardır.
Videoyu beğenip, kanalımıza abone olarak videolarımızı takip edebilirsiniz.
© Hayrat Vakfı
🏠 http://www.hayratvakfi.org
📺 http://www.hayrat.tv
🔊 http://www.hayratmp3.com
🌍 Sosyal Medya hesaplarımız:
https://sosyal.teknofest.app/@hayratvakfi
https://x.com/hayratvakfi
https://www.instagram.com/hayratvakfi/
https://www.facebook.com/hayratvakfi
hayrat hayratvakfı hayrat vakfı