TABİİ Kİ HEPSİ DEĞİL AMA SİYASET VE SİYASETÇİ MİDEMİ BULANDIRIYOR...

May 15, 2026Channel
AI Analysis
Data from YouTube Data API v3Updated Just now

Video Overview

Video Details

Published1 month ago
Duration12:51
Video IDEAz9FaBdTAQ
Languagetr
CategoryNews & Politics
PrivacyPublic
Made for KidsNo
Video TypeRegular Video

Performance Metrics

Views1.3K
Likes184
Comments16
Engagement Rate15.14%
Likes per 100 views13.93
Comments per 1K views12.11

Description

LİBERAL DEMOKRAT SOSYALİST MEMDUH BAYRAKTAROĞLU ANLATIYOR 15 MAYIS 2026 SAAT: 10.45 Gaziantep’te, Manifest grubunun konserini dışarıda mehter marşlarıyla protesto eden, gençlerin ne dinleyeceğine bile karışmak isteyen çağdışı bir öfke… İçeride ise izdiham pahasına salona doluşan binlerce çağdaş genç… Sanki iki ayrı Türkiye aynı akşam, birbirine farklı pencerelerden bakıyordu… Bir taraf hayatı yasaklayarak koruyacağını sanıyor… Öteki taraf nefes almak ister gibi müziğe sarılıyor… Ve ben ister istemez: “bu ülke gerçekten aynı ülke mi?” diye düşünüyorum... * Ekranlara baktığımda “siyaset” adına gördüğüm o ağır çürüme hissi beni yoruyor… Siyasetçiler kürsülere çıkıyor ve birbirlerine: “hırsız”, “rüşvetçi”, “yağmacı”, “yalancı”, sahtekâr” diye bağırıyorlar… Sesler yükseliyor, yüzler geriliyor ancak; iki tarafın kalabalıkları da bu kabalıkları alkışlıyor… Sonra herkes kendi mahallesine dönüp kendi yalanına sarılıyor… İÇİMİ KEMİREN SORU… “Kim doğru söylüyor?” sorusu içimi kemiriyor… Eğer iki taraf da doğru söylüyorsa, vay halimize… Demek ki “Devlet” dediğimiz yapı, çürümüş bir apartman gibi içten içe kokuyor… Demek ki bu toplum, dürüstlüğü çoktan kaybetmiş… Demek ki çocuklarımızın büyüdüğü düzen, kirin normalleştiği bir düzen olmuş… * Ama ya iki taraf da yalan söylüyorsa?.. İşte o zaman daha büyük bir felâketin içindeyiz... Çünkü hakikatin öldüğü toplumlarda artık hiçbir kavramın anlamı kalmaz… “Adalet” slogan, “ahlâk” dekor oluyor… “Vatan” kelimesi bile bir reklâm cümlesine dönüşüyor… Ve insan bir süre sonra kendini kirlenmiş hissediyor... Zira sürekli öfke dinlemek, ruhu çürütüyor… Sürekli nefret izlemek insanın içindeki merhameti azaltıyor... Her gün hakaret duymak, hakaretin normalimiz olduğuna inandırıyor… BİRBİRİMİZİ YENİDEN DUYABİLMEK. Oysa ben bu ülkenin başka bir yüzünü de biliyorum… Konser çıkışında arkadaşına sarılan genci… Çocuğuna simit alan babayı… Üniversite kazanıp ailesine ağlayarak telefon eden kızı… Mahallede sokak hayvanlarına su bırakan yaşlı teyzeyi… Bir depremde birbirini hiç tanımadan enkaza koşan insanları… * Yani canlarım, bu ülke sadece siyasetçilerin bağırdığı bir ülke değil… Bu ülke hâlâ birbirine iyi gelmeye çalışan insanların ülkesi… Belki de bu yüzden bugün siyaset yazmak istemiyorum. Çünkü bazen insanın aklını koruyabilmesi için gürültüden uzaklaşması gerekiyor… Bir süre ekranlardan, sloganlardan, parti kavgalarından kaçması gerekiyor… Bir ağacın altında oturup sadece insan olmayı hatırlaması gerekiyor… Ve sonra da en büyük ihtiyaçlarımızdan birinin birbirimizi yenmek değil… Birbirimizi yeniden duyabilmek olduğunu haykırmak istiyorum… Ekonomist Yazar Memduh Bayraktaroğlu'ndan ekonomi, siyaset ve hayat üzerine fıkralar, anekdotlar ve hikayelerle dolu renkli yorumlar... https://www.liberalsosyalist.com https://twitter.com/memduhtv https://www.facebook.com/liberalsosyalist https://www.instagram.com/liberalsosyalist

Related Videos

More videos from Memduh Bayraktaroğlu