SAHA 2026'da Yıldırımhan ile Güç Gösterisi: Türkiye Oyunu Değiştiriyor

May 8, 2026Channel
AI Analysis
Data from YouTube Data API v3Updated Just now
Hakan Çelik
Hakan Çelik

67.9K subscribers

View Channel

Video Overview

Video Details

Published2 weeks ago
Duration32:53
Video IDPBNa4fvYbLM
Languagetr
CategoryNews & Politics
PrivacyPublic
Made for KidsNo
Video TypeRegular Video

Performance Metrics

Views5.8K
Likes271
Comments21
Engagement Rate5.01%
Likes per 100 views4.65
Comments per 1K views3.60

Description

Kanalıma Abone Olmayı Unutmayın: https://www.youtube.com/channel/UCmPkNEVOWws-3vYcrI8R9aQ?sub_confirmation=1 İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026, yalnızca bir savunma sanayii fuarı değil; Türkiye’nin geldiği teknolojik eşiğin, stratejik iddiasının ve küresel görünürlüğünün güçlü bir vitrini olarak öne çıkıyor. Her yıl daha fazla konuşulan bu organizasyon, bu kez katılımcı sayısı, uluslararası heyetlerin çeşitliliği ve sergilenen platformların ölçeğiyle adeta yeni bir lig seviyesine yükselmiş durumda. Fuara adım attığınız anda hissedilen ilk şey, artık “yerli ve milli” söyleminin çok ötesine geçen bir özgüven. SAHA İstanbul CEO’su Haluk Bayraktar’ın açılışta yaptığı konuşma da bu ruhu net biçimde yansıtıyordu. Bayraktar’ın vurguladığı gibi mesele yalnızca üretmek değil; oyunun kurallarını değiştirecek bir ekosistem inşa etmek. Bu iddianın sahadaki karşılığını ise fuar alanında adım adım görmek mümkün. En çok konuşulan başlıklardan biri ise hiç kuşkusuz Milli Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı Yıldırımhan kıtalararası balistik füzesi oldu. Fuarda ayaküstü sohbet etme imkânı bulduğum Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, yürütülen çalışmalara gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyet dikkat çekiciydi. MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk’ün yaptığı bilgilendirmede, Yıldırımhan’ın laboratuvar testlerinin başarıyla tamamlandığı ve sürecin planlandığı şekilde ilerlediği açıklandı. Devasa boyutları ve teknik özellikleriyle fuarın merkezine yerleşen Yıldırımhan, bana göre yalnızca bir füze değil; Türkiye’nin değişen muharebe doktrinine verdiği stratejik bir yanıt. Bu platform, bir kapasite göstergesinin ötesinde, bir vizyon beyanı. Eğer bu alandaki çalışmalar aynı kararlılıkla ve süreklilikle devam ederse, Türkiye’nin hedeflediği seviyeye ulaşması hiç de uzak görünmüyor. Ben de fuar boyunca çok sayıda kurum temsilcisiyle görüşme fırsatı buldum. Türkiye’nin en köklü savunma sanayii kuruluşlarından Sarsılmaz’ın Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş ile yaptığımız uzun sohbet özellikle dikkat çekiciydi. Aliş, otonom sistemlerde ulaşılan olgunluk seviyesinin altını çizdi ve Sarbot platformuna gösterilen yoğun ilgiden söz etti. Bu, yalnızca bir ürün başarısı değil; Türkiye’nin robotik ve yapay zekâ destekli savunma sistemlerinde geldiği noktanın önemli bir göstergesi. Fuarda Roketsan, TUSAŞ, STM ve BMC gibi ana oyuncuların standları adeta birer teknoloji üssü gibiydi. Her biri farklı alanlarda derinleşmiş, çeşitlenmiş ve uluslararası rekabet gücü kazanmış platformlar sergiliyordu. Açık alanda konumlandırılan Altay tankı ise beklendiği gibi ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği platformlardan biri oldu. Baykar’ın TB2, TB3 ve Akıncı platformları etrafındaki yoğunluk, Türkiye’nin insansız sistemlerde yakaladığı ivmenin hâlâ zirvede olduğunu bir kez daha ortaya koyuyordu. MKE’nin geniş ürün yelpazesi de fuarın önemli bileşenlerinden biriydi. Hürjet’in hemen yanında sergilenen Eurofighter Typhoon ise ayrı bir dikkat odağıydı. Birleşik Krallık’tan gelen heyetle yaptığım görüşmelerde, özellikle BAE Systems’te Muharebe Hava Strateji Direktörü olarak görev yapan, F-16, Harrier ve Eurofighter gibi platformlarda pilotluk yapmış deneyimli isim Mike Baulkwill’in değerlendirmeleri dikkat çekiciydi. Baulkwill, Türk Hava Kuvvetleri’nin bu platforma yönelmesinin “son derece doğru ve yerinde bir tercih” olduğunu vurguladı ve uçağın üstün hava üstünlüğü kabiliyetlerine dikkat çekti. Bu yorum, Türkiye’nin hava gücü yapılanmasında yeni bir dönemin habercisi olarak okunmalı. ASELSAN standı ise adeta başlı başına bir teknoloji evreni gibiydi. ALP Alçak İrtifa Radarı’ndan GÜRZ Hibrit Hava Savunma Sistemi’ne, KORKUT’tan GÖKBERK mobil lazer silahına kadar geniş bir yelpazede sistemler sergilendi. Özellikle OSA Kılıç kamikaze otonom su altı aracı ve Tufan İDA gibi platformlar, denizlerde de otonom savaş konseptinin hızla derinleştiğini gösteriyor. İkinci gün duyurulan Çelikkubbe’nin yeni yetenekleri ise Türkiye’nin entegre hava savunma mimarisinde kat ettiği mesafeyi ortaya koyuyor. Fuarın uluslararası boyutu da en az teknolojik içeriği kadar dikkat çekiciydi. Çin’den gelen şirket ve katılımcı sayısındaki artış, küresel rekabetin bu platforma nasıl yansıdığını gösterirken; Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna’nın geniş standı, sahadaki tecrübenin teknolojiye nasıl dönüştüğünün çarpıcı bir örneğiydi. SAHA 2026’nın ortaya koyduğu tablo net: Türkiye artık savunma sanayiinde sadece takip eden değil, yön veren bir aktör olma yolunda ilerliyor. Bu yolun ne kadar zorlu olduğu ortada. Ancak sahadaki kararlılık, teknik derinlik ve artan uluslararası ilgi, bu yürüyüşün tesadüf olmadığını açıkça gösteriyor. Özel Röportajlarımı İzlemek İsterseniz: https://bit.ly/3lTI4bZ Teknoloji ve Otomobil Videolarım için: https://bit.ly/3lQ38QJ Seyahat Videolarım için: https://bit.ly/3yDuvAR Gündemdeki gelişmelerden, teknolojiye, özel röportajlardan seyahatlere kadar farklı içeriklerdeki videolarımı burada bulabilirsiniz. #savunmasanayi #saha2026 #tsk #hakançelik

Related Videos

More videos from Hakan Çelik