Asgari Ücret / 2025 Belli Oldu! 22.104,00 TL
Dec 25, 2024•Channel
AI Analysis
Data from YouTube Data API v3•Updated Just now
Video Overview
Video Details
PublishedDec 25, 2024
Duration5:26
Video IDPR9AC27KazQ
Languagetr
CategoryPeople & Blogs
PrivacyPublic
Made for KidsNo
Video TypeRegular Video
Performance Metrics
Views283
Likes35
Comments0
Engagement Rate12.37%
Likes per 100 views12.37
Comments per 1K views0.00
Video Tags
Description
Asgari Ücret / 2025 Belli Oldu! 22.104,00 TL
Herkesin beklentilerinin aksine asgari ücret 25 bin yerine 22 bin küsür olarak açıklandı.
Beklentiler karşılanmadığı için genel olarak bir isyan havası hakim.
Açıklamanın yer aldığı platformlarda küfür kıyamet gırla gidiyor.
Konuya çok dar bir odaktan bakıldığını düşünüyorum.
Asgari ücret adı üstüne asgari, yani en düşük ücretin adıdır.
Yani 25 bin olsaydı da asgari ücret olacaktı, 30 bin olsa da en düşük ücret olacaktı.
Bu şu demek: Asgari ücretin ne olduğu yaşam kalitesini belirleyecek bir unsur değil, tam tersine en düşük yaşam kalitesinin adıdır.
Bugün 10 lira olan ekmek, asgari ücret 22 bin olduğu için 12 lira olacaksa eğer, 25 bin olsaydı 13 lira, 30 bin olsa 15 lira olacaktı.
Asgari ücret olarak belirlenen sayının yüksek olması hayatınızın konforunun da yükseleceği anlamına gelmiyor ne yazık ki.
Yeni "en düşük imkanlar" ve bu imkanların fiyatları bu sayıya göre belirlenecek, o kadar.
Dünyada ilk asgari ücret 1894'te Yeni Zellanda'da ortaya çıkaraken, biz de ise ilk defa 1951 yılında uygulanmaya başlamıştır.
Bu pencereden bakarsak, aslında çok kısa bir süredir hayatımızda olan bu uygulamanın bizi bu kadar etkileyecek kadar önemli olması kulağa garip geliyor.
Bence asıl sebep şu: konfora bağımlı olma konusunda çok iyiyiz.
Bundan sadece 75 yıl önce hepimizin dedeleri emek, yetenek ve bilgilerini kullanarak ve bu emek, yetenek ve bilgilerini kendileri fiyatlandırarak bir hayat sürerken, bugün çok büyük bir çoğunluğumuz bunu başkasının belirlemesine izin verir haldeyiz.
Ama şu çok aşikar ki: Kontrol edemediğimiz şey bizim değil başkasının gücüdür.
Ve yine bundan sadece 75 yıl önce her birey kendi öz yetenekleri kapsamında bir hayat sürmek konusunda çalışkan ve cesaretli iken, bugün çok büyük bir çoğunluğumuz ücretli çalışma sisteminin dışında kalmaktan korkarak yaşıyoruz. Başka bir deyişle "girişimclik" bundan 75 yıl önce herkesin normali iken, bugün bir meziyet hatta anormal olduğu düşünülen bir şey haline gelmiştir.
Ücretli çalışmanın ve ücretin bizim kontrolümüzde olmadığı bizim yönetildiğimiz anlamına gelir. Bu bağlamda, her ne kadar kulağa klişe gelse de, ücretli çalışmaya mahkum olmak modernize edilmiş bir köleliktir.
Evet, içinde yaşadığımız ekonomik düzeni tümden değiştirmek henüz mümkün olmayabilir. Ve yine evet, çalışma hayatımıza ücretli çalışarak başlamak gayet normal ve hatta kısa vadede verimli de olabilir. Fakat buna bağımlı olmak ve bundan kurtulmanın yollarını aramamak konfor bağımlılığıdır. Hiçbir şey yapmadan hayattan her şeyi beklemek en kibar tabir ile; korkaklıktır.
Dikkat edilmesi ve dikkatin yoğunlaştırılması gereken soru, asgari ücretin ne kadar olduğu değil, neden asgari yani en düşük olarak adlandırılan bir ücretle çalışmak zorunda olunduğudur. Ücret öyle ya da böyle başkası tarafından belirlenen, kişinin kendi tarafından belirlenmeyen, kabul edilen, en cici söylem ile kabul edilen bir tutardır.
İşin özeti şu aslında: Ücretli çalışmanın uzun vadede en mantıklı ve faydalı amacı, ücretli çalışmamanın yolunu bulmak olmalıdır. Zira çalışarak zengin olmak mümkün değildir. Bunun mümkün olduğu düşünülen ekonomiler henüz emekleme aşamasındaki ekonomilerdir ve o ekonomiler de gelişmeye başladığında, uzun vadede, zengin olduğunu düşünenlerin de birçoğu ömürlerinin son zamanlarında bununla yüzleşirler.
Hiçbir ücretli çalışan patronu kadar para kazanamaz. Belki sadece bir ay kazanabilir ama bu onun o işteki son ayı olur. Çünkü patron öz kaynakları ile kendisinden uzaklaşır ve yeni bir işin patronu olarak hayatına devam eder.
Çok çalışarak çok para kazanılacağı, terfi alarak zengin olunacağı veya uzun süre ücretli çalışarak hayatta her istediğini yapabilecek bir refaha kavuşulabileceği sadece kapitalist sistemin yanıltıcı bir reklamıdır. Çünkü patronun da çalışanın da sahip olduğu süre 24 saattir. Yani bir çalışanın, kendisinden 100 kat fazla kazanan bir patronunun refahına çalışarak ulaşabilmesi için 2400 saatlik bir güne ihtiyacı vardır. Daha kısa bir ifadeyle, bu sadece bir fantezidir.
İlk duyulduğunda itiraz edenler olsa da, herkesin diğerlerinden daha iyi yaptığı bir şey mutlaka vardır. Dolayısı ile herkes kendi yetenek setine uygun bir girişim ve iş modeli inşa edebilir.
Aralık ayı "asgari ücret ne kadar olacak?" sorusu ile geçmiş olabilir. Bu sistem içinde bu normal de karşılanabilir. Ama asıl yapılması gereken bundan sonraki 11 ay boyunca, bir sonraki Aralık ayında bu soruyu bir daha merak etmemek için neler olduğunu düşünmek ve eyleme geçmektir.
Ekonomik durum hayatımızı etkileyen bir faktör olmakla birlikte bir mecburiyet değildir. Derin ve uzun vadede piyasa kişisel bir şeydir.
Asgari ücretin ne kadar olacağını kontrol edemeyebilirsin ve bu seninle ilgili olmayabilir. Ama asgari ücretle çalışmaya devam edip etmemek kendinle ilgilidir.
Aynı hayatta her şeyin kendinle ilgili olması gibi.