Can Dündar'dan Deniz Göktaş yorumu: BİZİM DENİZ #denizgöktaş
Jun 27, 2026•Channel
AI Analysis
Data from YouTube Data API v3•Updated Just now
Video Overview
Video Details
Published1 week ago
Duration3:02
Video ID_vqW1Cprylg
Languagetr
CategoryNews & Politics
PrivacyPublic
Made for KidsNo
Video TypeRegular Video
Performance Metrics
Views26.2K
Likes1.5K
Comments74
Engagement Rate5.90%
Likes per 100 views5.62
Comments per 1K views2.83
Description
Şimdi anlatacaklarımı eski Ankaralılar iyi bilir: 1970’lerde başkentin çeperindeki Mamak, devrimin başkenti gibiydi. Sanayi bölgesine yakındı. Göçmen nüfus yoğundu. İç Anadolu’dan gelmiş Aleviler çoğunluktaydı. Devrimci Yol, orada rahat taban buldu. Bir model yerleşim kurdu. Ancak bedeli ağır oldu. 12 Eylül darbesinden sonra Mamak, cezaeviyle ünlendi; zulmün, işkencenin merkezi haline geldi. Devlet, öcünü böyle aldıktan sonra mahalleyi ıslah etmek için bolca cami yaptırdı. Gecekondu mafyasını devreye soktu.
1994 yerel seçiminde İstanbul’da Erdoğan, Ankara’da Melih Gökçek belediyeyi kazanınca Mamak bu kez de siyasi İslam’ın yükselişine karşı laik demokratların kalesi haline dönüştü.
Niye anlattım bunu: 1994, aynı zamanda Deniz Göktaş’ın doğduğu yıl… Çorumlu bir Alevi ailenin, 90’larda Mamak’ta doğmuş oğlunun, bugün Türkiye’nin en çok konuşulan, en cesur stand-up komedyeni olması, biz Ankaralıları hiç şaşırtmıyor. Hele onun daha sonra devrimin başkentteki bir başka kalesi olan ODTÜ’de okuduğunu biliyorsanız…
Kendisini ilk kez Berlin’de izlediğimde, Başkent’in bizleri de yetiştiren o devrimci ışığı yansıyordu sahneden… Esprileri ince, konuşmaları sarkastik, eleştirileri dikenliydi. Konuştuk sonradan; kesin “bizim mahalleden”di.
Dün, dillere destan olan son Gülhane gösterisini izlerken çokları gibi ben de bir yandan kahkahalar atarken, bir yandan kaygılanmadan edemedim. Biz, Trump’a sahneden alenen küfreden Robert de Niro’nun lüksüne sahip değiliz; sanatçılarımızın, mafya babalarınınki gibi bir dokunulmazlığı yok. Ve cesaretin bedeli çok ağır buralarda…
Ama Deniz’in bütün riskleri bilerek, göğüsleyerek ve bununla hiç böbürlenmeden, sanki oynadığı ateş topu daha önce kimsenin elini, evini yakmamışçasına rahat ve çocuksu bir edayla siyaset elitlerine sataşması, hepimize “nihayet” dedirtti. Nihayet birisi, lafı eğip bükmeden “kralın çıplak” olduğunu söyledi. “Ben birini öldürsem babam beni korumaz” derken, kısacık bir cümlede Mamaklı bir göçmen babaya şapka çıkarırken, Burak Erdoğan’ın Sevim Tanürek cinayetinin nasıl örtbas edildiğini de hatırlatıverdi. Fona boşuna kellesini yerleştirmemiş; şovun adını boşuna “Ölü Deniz” koymamış. Mamak’ın genetik hafızasını taşıyor Deniz... Ama mizahın, nasıl bir direniş silahı olduğunu, nasıl iki günde iki milyon insana cesaret aşılayabildiğini de biliyor. Hepimize boy veriyor. Aşk olsun sana çocuk. #denizgöktaş
#deni