Allah'ı Yanında Hisset Yalnızlığın Geçecek - 23. Söz 2. Mebhas 5. Nükte - Hazırane Gaibane Kulluk
Jan 17, 2026•Channel
AI Analysis
Data from YouTube Data API v3•Updated Just now
Video Overview
Video Details
Published5 months ago
Duration1:06:15
Video IDju01JIaLxfk
Languagetr
CategoryEducation
PrivacyPublic
Made for KidsNo
Video TypeRegular Video
Performance Metrics
Views25.7K
Likes1.5K
Comments104
Engagement Rate6.36%
Likes per 100 views5.95
Comments per 1K views4.04
Description
Allah'a daha yakın olmak için neler yapılabilir?
Kulluk çeşitleri nelerdir?
Dua nasıl edilir?
İyi Seyirler..
Hayatın Anlamı (23. Söz) Video Serisi için tıklayın👇🏻
https://www.youtube.com/playlist?list=PLIbMQVUKxl0SYjpMmmpHuq3J1W_Ngm1Z
00:00 Giriş
01:45 Gaibane Ve Hazırane Kulluk
02:33 Kulluğun En Önemli 2 Vazifesi
20:28 Risale-i Nur Bölümü
22:21 İstidad Lisanıyla Dua
23:43 Kabiliyetlerimi Nasıl Geliştiririm?
29:01 Cehennemin Faydaları
30:52 Ahsen-i Takvimin Sırrı
36:46 Gaibane Kulluk
37:55 Efendimiz’in (Asm) Tebliğ Metodu
43:48 Esmadaki Payı Büyütmek
46:27 Miraç
48:20 Allah’ı Tanımayı Sevmek
50:09 Hazırane Kulluk
Hayırlara vesile olmak, daha fazla insana ulaşabilmek için "KATIL" butonu ile bize destek olabilirsiniz - https://www.youtube.com/channel/UCaDpCyQiDfjLJ5jTmzZz7ZA/join
Hayalhanem;
Facebook: https://www.facebook.com/hayalhanemmersin
X: https://twitter.com/hayalhanemersin
İnstagram: https://www.instagram.com/hayalhanemmersin
Mehmet Yıldız;
Facebook: https://tr-tr.facebook.com/mehmedimyldz/
X: https://twitter.com/mehmedimyldz
İnstagram: https://www.instagram.com/mehmedimyldz
Bize Ulaşın:
Yurt İçi;
+90 (532) 436 15 56
+90 (533) 574 60 37
Yurt Dışı
+49 157 36479424
[email protected]
BEŞİNCİ NÜKTE
İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş. Çok ehemmiyetli istidat ona verilmiş. Ve o istidâdâta göre ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş. Ve insanı o gayeye ve o vazifelere çalıştırmak için, şiddetli teşvikler ve dehşetli tehditler edilmiş. Başka yerde izah ettiğimiz vazife-i insaniyetin ve ubûdiyetin esâsâtını şurada icmal edeceğiz, tâ ki "ahsen-i takvim" sırrı anlaşılsın. İşte, insan, şu kâinata geldikten sonra iki cihetle ubûdiyeti var. Bir ciheti, gaibâne bir surette bir ubûdiyeti, bir tefekkürü var. Diğeri, hâzırâne, muhâtaba suretinde bir ubûdiyeti, bir münâcâtı vardır.
Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti, itaatkârâne tasdik edip kemâlâtına ve mehâsinine hayretkârâne nezaretidir.
Sonra, esmâ-i kudsiye-i İlâhiyenin nukuşlarından ibaret olan bedî san'atları, birbirinin nazar-ı ibretlerine gösterip dellâllık ve ilâncılıktır.
Sonra, herbiri birer gizli hazine-i mâneviye hükmünde olan esmâ-i Rabbâniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymetşinaslığıyla takdirkârâne kıymet vermektir. Sonra, kalem-i kudretin mektubatı hükmünde olan mevcudat sahifelerini, arz ve semâ yapraklarını mütalâa edip hayretkârâne tefekkürdür. Sonra, şu mevcudattaki ziynetleri ve lâtif san'atları istihsankârâne temâşâ etmekle, onların Fâtır-ı Zülcemâlinin marifetine muhabbet etmek ve onların Sâni-i Zülkemâlinin huzuruna çıkmaya ve iltifatına mazhar olmaya bir iştiyaktır. İkinci vecih huzur ve hitap makamıdır ki, eserden müessire geçer. Görür ki, bir Sâni-i Zülcelâl, kendi san'atının mu'cizeleriyle kendini tanıttırmak ve bildirmek ister. O da iman ile, marifet ile mukabele eder.
Sonra görür ki, bir Rabb-i Rahîm, rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmek ister. O da Ona hasr-ı muhabbetle, tahsis-i taabbüdle kendini Ona sevdirir. Sonra görüyor ki, bir Mün'im-i Kerîm, maddî ve mânevî nimetlerin lezizleriyle onu perverde ediyor. O da, ona mukabil fiiliyle, hâliyle, kàliyle, hattâ elinden gelse bütün hasseleriyle, cihâzâtıyla şükür ve hamd ü senâ eder. Sonra görüyor ki, bir Celîl-i Cemîl, şu mevcudatın âyinelerinde kibriyâ ve kemâlini ve celâl ve cemâlini izhar edip nazar-ı dikkati celb ediyor. O da, ona mukabil, "Allahu ekber, Sübhânallah" deyip, mahviyet içinde, hayret ve muhabbetle secde eder. Sonra görüyor ki, bir Ganiyy-i Mutlak, bir sehâvet-i mutlak içinde nihayetsiz servetini, hazinelerini gösteriyor. O da, ona mukabil, tâzim ve senâ içinde, kemâl-i iftikarla sual eder ve ister. Sonra görüyor ki, o Fâtır-ı Zülcelâl, yeryüzünü bir sergi hükmünde yapmış, bütün antika san'atlarını orada teşhir ediyor. O da, ona mukabil, "Mâşaallah" diyerek takdir ile, "Bârekâllah" diyerek tahsin ile, "Sübhânallah" diyerek hayret ile, "Allahu ekber" diyerek istihsan ile mukabele eder. Sonra görüyor ki, bir Vâhid-i Ehad, şu kâinat sarayında taklit edilmez sikkeleriyle, Ona mahsus hâtemleriyle, Ona münhasır turralarıyla, Ona has fermanlarıyla, bütün mevcudata damga-i vahdet koyuyor ve tevhidin âyâtını nakşediyor. Ve âfâk-ı âlemin aktârında vahdâniyetin bayrağını dikiyor ve rububiyetini ilân ediyor. O da, ona mukabil, tasdik ile, iman ile, tevhid ile, iz'ân ile, şehadet ile, ubûdiyet ile mukabele eder.
İşte, bu çeşit ibadat ve tefekküratla hakikî insan olur, ahsen-i takvimde olduğunu gösterir, imanın yümniyle emanete lâyık, emin bir halife-i arz olur.
#iman
#islam
#kulluk
23. söz
kulluk çeşitleri
mehmet yıldız
hayalhanem
yalnızlık
acizlik
dua
zikir