"Kâinat senin için var, peki ya sen!" | PENCERE
Dec 15, 2024•Channel
AI Analysis
Data from YouTube Data API v3•Updated Just now
Video Overview
Video Details
PublishedDec 15, 2024
Duration3:30
Video IDoZCY7pdUs24
Languagetr
CategoryNonprofits & Activism
PrivacyPublic
Made for KidsNo
Video TypeRegular Video
Performance Metrics
Views5.2K
Likes375
Comments23
Engagement Rate7.72%
Likes per 100 views7.28
Comments per 1K views4.46
Video Tags
Description
Kâinat Senin İçin Var, Peki Ya Sen?
Biliyor musun?
Yaratılış özelliklerinden bahisle, kâinat, insan için yaratılmış denilebilir. Kâinatın yaratılmasından maksat insandır, yani kainat senin için yaratılmıştır demek yanlış olmaz. Çünkü insan, Allah’ın kâinatta tecelli eden bütün isimlerini fark edip anlayabilecek kabiliyette ve donanımda yaratılan tek varlıktır.
Nasıl mı?
Rabbimiz, insana, rahmet sofralarını tattırmak ve kendi isimlerini tanıttırmak için, sınırsız iştihası olan bir mide vermiş ve o midenin geniş sofrasını, yeryüzü ölçeğinde, enva-ı çeşit nimetlerle donatmıştır. Tıpkı maddi midemiz gibi, hayatımız da bir nimet sofrasıdır. O hayat midesine dahi duygular vasıtasıyla, gayet geniş bir sofra-i nimet açmıştır. Duygularımız, adeta bu sofranın elleri hükmünde çalışır.
Bak!
Göz, yaratılan her şeyi seyreder; Allah’ın sanatını ve rahmetini temaşa eder.
Kulak, bütün nağmelerde Rahman’ın mesajlarını duyar.
Koku, çiçeklerin rayihasında İlahi rahmeti hissettirir.
Ve bu hisler, insan için Rabbini tanımanın ve O’na şükretmenin birer kapısı olur.
Fakat insan hayat midesiyle de sınırlı değildir. Kendisine bahşedilen insaniyet midesiyle çok daha geniş sofralara uzanır. Akıl, fikir ve hayal bu manevi sofraya açılan pencerelerdir. Semavat ve arz genişliğindeki bu sofrada, insan, Rabbine şükreder. Ve bu şükürle ruhunun derinliklerinde ayrı bir lezzet, ayrı bir huzur bulur.
İnsan, diğer canlılardan farklı olarak, akıl, kalb ve hayal vasıtasıyla en dar daireden en geniş daireye kadar her şeyle alakadar olur. Kalp ve mide ve cesed ve hâne, mahalle ve şehir ve vatan ve memleket ve küre-i arz ve nevi beşerden tut, ta kâinata kadar her şeyle alakadardır. Dünyayı sevdiği gibi, ahireti de arzular, ölümsüzlüğü de ister. Kalbinin derinliklerinden yükselen bu sonsuzluk isteği, insanı ebedî sofraların arayışına sevk eder. Maddi rızık peşinde koştuğu gibi, ruhunun genişleyen ihtiyaçlarını da gidermek zorundadır.
Kıymetli Dostlar!
Maddi midemizi doyurmadığımızda bedenimizin sağlıklı kalması nasıl mümkün değilse, manevi midemizi aç bıraktığımızda da ruhumuz huzur bulamaz. Manevi açlığımızı gidermek için Allah’a iman, marifetullah yani onu tanımak ve ona ibadet edip şükretmek gerekir. Bunlar, kalbin ve ruhun olmazsa olmaz gıdasıdır.
Şunu da unutmayalım Nasıl ki maddi rızıklar güneşin ışığıyla büyür, manevi rızıklar da bize Allah’ın rahmetiyle ulaşır. Ve bu rahmetin en büyük vesilesi ve güneşi Resul-i Ekrem (sav)’dir.
Şunu iyi bilelim ki: Ruhlarını aç bırakanlar, dünyada dahi manevi bir cehennemi yaşar. Oysa manevi midesini iman ve ibadetle dolduranlar, dünyada da cennet lezzetini tadabilir ve imanın derecesine göre istifade edebilirler.
Öyleyse, haydi geliniz! Resulü Ekrem (sav)’in, “Kış müminin baharıdır; gündüzleri kısa olduğu için oruç tutar, geceleri de uzun olduğu için kalkar ibadet eder.” Hadis-i şerifinde işaret ettiği üzre, önümüzdeki uzun gecelerimizi, Ruhumuzu doyuracak iman dersleri ve manevi programlar ile şenlendirelim; ibadetlerle bereketlendirelim.
Ömür kısa, zaman hızlı ve insan için yapıp kazandığından başkası yok!
Videoyu beğenip, kanalımıza abone olarak videolarımızı takip edebilirsiniz.
© Hayrat Vakfı
🏠 http://www.hayratvakfi.org
📺 http://www.hayrat.tv
🔊 http://www.hayratmp3.com
🌍 Sosyal Medya hesaplarımız:
http://www.facebook.com/hayratvakfi
http://www.twitter.com/hayratvakfi
http://www.instagram.com/hayratvakfi